**ESMERHAN**
Admin
Karma: +12768/-4  
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 2639
|
 |
« : 23 Ağustos 2008, 19:18:24 » |
|
|
| |
|
|
|
Bu haftanin konuk üyesi üstad Ali Efter. Buyrun arkadaslar hocamiz hakkinda merakettiklerinizi kendisinden ögrenin. Kolay gelsin hocam |
|
|
|
|
Resimlerin Görüntülenmesine Izin Verilmiyor Resimleri Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
|
|
|
HAZAL
Yönetici
Karma: +6799/-34  
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 3056
Insan Yapacaklari Ile Degil Yaptiklari ile Anilir.
|
 |
« Yanıtla #1 : 24 Ağustos 2008, 02:29:57 » |
|
|
| |
|
|
|
Ben azcikta olsa taniyorum Ali Efteri yazilarindan. Fakat 5 sorum olacak merak ettigim.
1-Kendiniz hikaye makale yaziyormusunuz.? 2-Bu cevrenize olan Duyarliliginizdan dolayi SIKINTILAR yasiyormusunuz.? 3-Kac evladiniz var ve yaslari nedir? 4-Severekmi evlendiniz.?Ve kac yasinda ? 5-Hayat felsefeniz nedir.
Simdiden tesekkürlerimi sunarim. 
SAYGILAR |
|
|
|
|
Saygi alinmaz kazanilir.Saygili olacak ve saygiyi hakedeceksin.
|
|
|
|
ali efter
|
 |
« Yanıtla #2 : 26 Ağustos 2008, 11:51:39 » |
|
|
| |
|
|
|
Acıhayat arkadaş,Üçaşağı beş yukarı yazılarım beni elevermektedir sanırsam.Zaten bu durumu sizde gözlemlemişsiniz.Hani birkaç soru sormuşsunuz yanıtlamaya çalışayım. Yazma konusunda herhangi bir makale yazmadım şimdiye kadar.Sanırsam tarzıma uygun olmadığından.Neden?diye sorarsanız,şunları söyleyebilirim.Makalede bir fikiri ispatlama zarureti bulunmaktadır.Yani bir düşünce ileri sürer ve bu düşünceyi değişik tutarlı alıntılarla ispatlarsınız.Oysa ben oldum olası alıntılı yazılar yazmayı ne sevdim nede becerebildim.Özcesi makale yazmayı hiç düşünmedim.Ancak hikaye yani öykü yazdığımı söyleyebilirim.Laf aramızda yazdım diyorum ama ne kadar beceriyorum orası meçhul.Karalamak dersem çok daha uygun düşer sanırsam. Gelelim çevrem ile olan uyum sorununa çevre derken aslında açımlanması gerekir diye düşünüyorum.Yani klasik anlamda çevrem ile uyumsuz olduğumu söyleyebilirim.Çünkü benim yaşama bakış tarzım doğrular ve yanlışlar üzerine kuruludur.Doğru ise savunurum.ister bunu uzağımda olan kimseler isterse uyum sağlayamadığım kimseler söylemiş olsun.Yanlış ise karşısındayım.Hangi ağızdan ve hangi kişilikten gelirse gelsin.Bir yanlışı babamda kızımda karımda söylese yanlış yanlıştır.İki yanlışta iki yanlıştır.Bu konuda epeyce katı olduğumu söyleyebilirim.EEEşimdi çevre derken genelde günümüz öncesi değer yargılarının etkisi altında.Yani aynı köyde yaşıyoruz.akrabayız.ama düşmanız.neden niçin düşmanız onu bile bilmiyoruz.Yani dürüst bir tavrından dolayı karşı aşiretten birini olumlamaya babam tepki gösteriyorsa bu durum babamın yanlışıdır.benim tavrımı değiştiremez.Babam ile uyumsuzluğun sonu nereye dayanırsa dayansın umrumda değil.Babamın kendisine çeki düzen vermesini beklerim. İki çocuk sahibiyim.Epeyce erken evlendiğimi söyleyebilirim.çok değişik nedenlerle.Bir kız bir erkek.Erkek öğretmenlik yapıyor.Ağrıda.kız ise yıldız teknikte harita mühendisliğinde öğrenci.Severek evlendik.Hanım öğretmen üstelik edebiyat öğretmeni.Ama ilginçtir benim yazılarımın hemen hemen tamamını okumuş değil.Hatta bazı gazetelerde çıkan yazılarımı arkadaşları ona getiriyormuş.Yazmak işi biliyorsunuz bela bir iştir.evlendik evleneli ayrı ayrı odalarda yatıyoruz,hayır dargınlıktan değil bu yazmak belasından dolayı.Ama epeycedir forum hariç herhangi bir yazı da yazmış değilim.selamlarımı iletirim.. |
|
|
|
|
|
|
|
|
**//NaZLI//**
NaZ
Süper Moderatör
Karma: +3525/-8  
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 3620
|
 |
« Yanıtla #3 : 26 Ağustos 2008, 12:12:16 » |
|
|
| |
|
|
|
Ali Efter abimm aslında sizinle ilgili bir çok şeyi merak ediyorum açıkçası..Yazılarınızdan okuduğum kadarıyla bana farklı bir kişilik izlenimi veriyosunuz...Ama bu negatif farklılık değil asla.. Ama bu farklılığı kelimelere döküp tarif edemiyorum...Ama bilmenizi isterim ki, takdire şayan bir farklılık bu benim gözümde...Sadece böyle açıklıyabilirim...
İzninizle aklıma gelen bir kaç bişey sorayım abimm 1- Aslen nerelisiniz? Şu an neredesiniz? 2- Mesleğinizde ki, branşınız sınıf öğretmenliği mi? 3- Aileniz de veya çevrenizde olaylara hep mantık çerçevesinden mi bakarsınız? Şaka yaparmısınız? 4- Gözlemlediğim kadarıyla kimseyi kırmamaya özen gösteriyosunuz...Peki siz çabuk kırılır incinirmisiniz? 5- Abimm birde yaşınızı merak ediyorum ama Şimdiden tşkler abimm... Saygılarrrr |
|
|
|
|
Ne Mutlu Türküm Diyene
|
|
|
|
ali efter
|
 |
« Yanıtla #4 : 26 Ağustos 2008, 12:51:36 » |
|
|
| |
|
|
|
Aha da aha nazlı-can, Aslında çok zor sorular sorduğunu söyleyemem. Aslen tunceliliyim ancak küçük yaşlardan itibaren elazığa yerleşmişiz.Yani elazığda büyümüşüm.Öğretmen olduktan sonra önce muş sonra gaziantepte çalıştım.En nihayetinde malatyaya yerleştim. Sınıf öğretmeniyim.Ancak30 yıldır üstüste hep birinci sınıfları okutmaktayım.Zannedersem ülkemizde 30 yıl üstüste birinci sınıfları okutan bir başka öğretmen daha yok veya varsa ben bilmiyorum. Evet nazlı-can benim için geçerli olan tek şey aklımın onayladığı şeydir.Gerisi teferruat.Aklımın onaylamadığı şeylere birilerinin gönlü olsun"aman ne iyi adam"desinler diye,göze girmek için,yalakalık ve pohpohlama adına onay vermem.Onay vermem şöyle dursun bu tür kişiliklrden olsun ki o kadar nefret ederim.Çünkü insanın olduğu gibi davranması bir erdemliliktir.Olduğu gibi davranamayan kişiler sadece kendilerini değil başkalarınıda yanlış yönlendirir sorumluluk altına girerler sonuçta.Rüzgarda sürüklenmemek,hangi yöne gittiğini bilmek yapacağı iş ve işlemlerin günah yada sevabını üstlenmek için bireylerin aklını ortaya koyması hay haaay efendimci olmaması gerek diye düşünüyorum.Kişi öncelikle kendisi olmalı kendi kendisini yola koymalı. Şaka yaparım yerinde ve zamanında.Yoksa ki yok yere çarşının ortasında yürüyen arkadaşıma arkadan yanaşıp ense köküne bir tokat atmam.Bir anlamı ve önemi olmalıdır şakanın. Kimseyi kırma yada kırmama konusuna gelince:E bizler insanız.aklımız var.dilimizde var.konuşabiliyoruzda.Kaldı ki dilimizin olup olmamasıda o kadar önemli değil iletişimin binbir çeşit yolu var.Sorunlarımızın çözüm yönteminin ikna yöntemi olması sizcede doğru bir belirleme değil mi?Birinin beni herhangi bir konuda uyarması yanlışımı göstermesi ve beni ikna etmesi çok anlamlıdır.Beni ikna eden kişi beni kalıptan durağanlıktan gericilikten kurtarmış önümü açmıştır sonuçta.Kırılmak da neyin nesi?Bu durumda kırılan kimselerin aslında akıllarından şüphe etmemiz gerek miyormu? Yaşım 48 selamlarımı iletiyorum nazlı-can |
|
|
|
|
|
|
|
|
**//NaZLI//**
NaZ
Süper Moderatör
Karma: +3525/-8  
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 3620
|
 |
« Yanıtla #5 : 26 Ağustos 2008, 13:22:00 » |
|
|
| |
|
|
|
Ali Efter abimm, öncelikle sorularıma yanıt verdiğiniz için tşk ederim... Yanıtlarınız tahmin ettiğim ve beklediğim doğrultudaydı.. 
Ama abimm bişey aklımı karıştırdı..48 yaşındasınız ve 30 yıldır öğretmenlik yaptığınızı ifade ediyosunuz...Anlayamadım abim?? Yani bu durumda 18 yaşından beri öğretmenlik mi yapıyosunuz?
Abimm peki Malatya merkezdemisiniz? Şu bakımdan soruyorum hani diyosunuz ya, 30 yıldır 1. sınıfları okutuyorum yada Malatya'nın köylerinden birindemi görevlisiniz? Hiç mi 2. 3. 4. 5. sınıfları okutmadınız abim?? Abimm inanın ilginç geldi bana Abim yani hep 1. sınıfları okutmanızın nedeni ne ? |
|
|
|
|
Ne Mutlu Türküm Diyene
|
|
|
HAZAL
Yönetici
Karma: +6799/-34  
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 3056
Insan Yapacaklari Ile Degil Yaptiklari ile Anilir.
|
 |
« Yanıtla #6 : 26 Ağustos 2008, 13:36:35 » |
|
|
| |
|
|
|
Nazo sorguda..  Harika ilgin alakan mükemmel nazo. Yanitlari ilgiyle okuyorum.. |
|
|
|
|
Saygi alinmaz kazanilir.Saygili olacak ve saygiyi hakedeceksin.
|
|
|
|
ali efter
|
 |
« Yanıtla #7 : 26 Ağustos 2008, 17:59:46 » |
|
|
| |
|
|
|
evet nazo-can 19 yaşımda öğretmenliğe başladım.29 yıl bir fiil okuttum,bu yıl ile birlikte 30 yıl olacak.Malatya merkez okulu diye resmiyette geçer ancak benim okulumda sadece 4 tane öğretmen var.ben hem sınıfa giriyorum hemde idareciyim.Ama siz köy diyebilirsiniz.malatyaya 8 kilometre filan. öğretmenliğimin ilk yıllarında 1-2-3.sınıfları birleştirilmiş olarak okuttum 2 öğretim yılı.sonraları 1. sınıfları hep müstakil okuttum.Dahası da var nazo-can bana gelen bütün 1.sınıf öğrencilerinin tamamı okuma yazmayı 1. sınıfta öğrendi.bugüne kadar okumaya geçiremediğim bir kişi dahi kalmadı. hep 1. sınıfları okutmamın nedeni hem öğrencilere hemde öğretmen arkadaşlarıma yararlı olmak maksadıyladır.süreç içerisinde hayat bu konuda uzmanlaştırdı beni.birde ilköğretim okulları yönetmeliğinde sadece 1.sınıflara mahsus bir madde var.başarılı olan öğretmen 1.sınıfları sürekli okutur diye.Eh müfettişlerde benim okutmamdan yana zaman zaman önerilerde bulunur. Haa öğretmenlerin ençok korktukları sınıftır 1.sınıf.Ama ben diğer sınıfları okutursam belki başarılı olamam diye düşünüyorum. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
ali efter
|
 |
« Yanıtla #8 : 26 Ağustos 2008, 18:58:32 » |
|
|
| |
|
|
|
hatta hatta dahasıda var nazo-can ben bugüne dek algılama yetersizliği bulunmaktadır diye birtek öğrencimi dahi rehberlik ve araştırma merkezine göndermiş değilim.Aslinda en ilginci bu durum olsa gerek.Ama öğrenci ne kadar algılama kıtlığına sahip olursa olsun inancım odur ki şayet konuşuyorsa ve gel dediğimizde geliyor otur dediğimizde oturuyorsa söylediklerimizi azıcık anlıyorsa o çocuğun okuma yazma öğrenememesi gibi bir durum sözkonusu edilemez.Biliyorum büyük bir iddia ama 29 yıllık meslek yaşantımın bana öğrettiği ve gösterdiği de bu.Şimdi belki bazı öğretmen arkadaşlarım bana kızabilirler.önemli değil.kızsınlar.bu dediğim öğrencilerden birinin okuma yazmayı öğrenememesi tamamiyle öğretmenin kullandığı yöntem ve metodların yetersizliğiyle açıklanabilir ancak. |
|
|
|
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 28 Ağustos 2008, 10:29:18 Gönderen: ali efter »
|
Moderatöre Bildir
Logged
|
|
|
|
**//NaZLI//**
NaZ
Süper Moderatör
Karma: +3525/-8  
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 3620
|
 |
« Yanıtla #9 : 26 Ağustos 2008, 20:55:28 » |
|
|
| |
|
|
|
hatta hatta dahasıda var nazo-can ben bugüne dek algılama yetersizliği bulunmaktadır diye birtek öğrencimi dahi rehberlik ve araştırma müdürlüğüne göndermiş değilim.Aslinda en ilginci bu durum olsa gerek.Ama öğrenci ne kadar algılama kıtlığına sahip olursa olsun inancım odur ki şayet konuşuyorsa ve gel dediğimizde geliyor otur dediğimizde oturuyorsa söylediklerimizi azıcık anlıyorsa o çocuğun okuma yazma öğrenememesi gibi bir durum sözkonusu edilemez.Biliyorum büyük bir iddia ama 29 yıllık meslek yaşantımın bana öğrettiği ve gösterdiği de bu.Şimdi belki bazı öğretmen arkadaşlarım bana kızabilirler.önemli değil.kızsınlar.bu dediğim öğrencilerden birinin okuma yazmayı öğrenememesi tamamiyle öğretmenin kullandığı yöntem ve metodların yetersizliğiyle açıklanabilir ancak.
Ailemizden sonra hayatımızdaki en önemli eğitimci kesinlikle ilkokul öğretmenimizdir...Uzun yıllar geçse bile, ne öfkesini ne sevgisini insan asla unutamıyor.... İlginin kendi üzerinde toplandığı bir ev ortamından okul ortamına geçiş ve çok sayıda insanla ilişki kurma her çocuğun bir bocalama dönemine girmesine neden oluyor doğal olarak... Ama öğrenmeye heveslidirler... İlkokul öğrencileri genelde, çok konuşmayı sevdikleri halde, iyi bir dinleyici olamıyabiliyorlar... Öğretmen bu alışkanlığı kazandırmalıdır... Bu devrelerde ilgi, sefkat, beğeni çocuklar için çok önemlidir... Sınıf içersinde bir öğretmen öğrencisiyle ilgilenmezse çocuk kendini değersiz hisseder ve duygusal sorunlar yaşamaya başlar...Bunun sonucu da derslerini etkiler mutlaka... Çünkü Öğretmenin beğenisini her şeyin üzerinde tutarlar....Bazen bir aferin bile çocuğun saygınlığını kazanmasına yol açar... Özellikle ilkokul da çocuğun pisikolojisini çok iyi kavrayabilmek gerekiyor... öğrencilerden birinin okuma yazmayı öğrenememesi tamamiyle öğretmenin kullandığı yöntem ve metodların yetersizliğiyle açıklanabilir ancak. Bu sözlerinize kesinlikle sonuna kadar katılıyorum abimmm.... Saygılarımlaa abimmmmm |
|
|
|
|
Ne Mutlu Türküm Diyene
|
|
|
|
|
|
ali efter
|
 |
« Yanıtla #11 : 27 Ağustos 2008, 07:14:19 » |
|
|
| |
|
|
|
Şimdi Ni-hal arkadaş bir makaraya sarılı uzunca bir ip düşünelim.Çocuğun biri makaradan rastgele ipi çözmüş üstüste yığmış,alttan çekiştirmiş yandan çevirmiş düğümler atmış özcesi karmakarışık eylemiş.Siz bir öğretmensiniz yada çocuğun eğitiminden sorumlu herhangi bir kişi.varsayalım ki bir anne. Siz bu ipi koparmadan nasıl çözer işgörür biçime getirirsiniz?Bence bu soruna yaklaşma yöntemleri onlarca olabilir ama bu onlarca yöntemin sadece en doğrusu bir tanedir.ipin ucunu bulur çekersiniz çözülebildiği yere kadar gider koparır,kopan ucu birbirine ekler devam edebilirsiniz.Belki çözmekten vazgeçersiniz psikolojiniz bozulabilir.Ben bunu çözemem deyip akıl sağlığınızıda yitirebilirsiniz.Bu tamamiyle sizin görüş açınız ve yeterliliğinizle ilgili bir durum. Doğada yada toplumda etken bir birey olmanın sadece birtek yolu bulunmaktadır.Hayat felsefemdir.zorluk denilen bir kavramın yanlış bir biçimde kullanıldığına inanmaktayım.Zorluk dediğimiz belirleme elealdığımız sürecin iç ilişki ve çelişkilerinin yeterince gözlemlenememiş olması durumudur.. etken bir birey olmanın sırrı iyi tahlil etmekten geçer.yani iyi etüt etmeden girişeceginiz her eylemlilik sonuçta sizi hayal kırıklığına uğratabilir.birinci sınıf eğitimi için de bu söylediklerim geçerli.İp örneği içinde.İmkansız diye birşey yoktur.sorun varsa çözümüde vardır.sorunsuz çözüm çözümsüz sorun düşünülemez. Yaşamın akışı ip örneğindeki gibi karmaşık tır.yamaçları vardır engebeleri düzlükleri düğümleri.Bu karmaşıklık karşısında bizler tekdüze bir yöntemin kılavuzluğunda yol çıkaramayız şüphesiz.Önce ipin nerelerden geçtiğini gözlemleyecek sonra onu çözmek için güç ve enerji sarfedeceğiz.düğümleri çözmeye parmaklarımız yeterli değilse o düğümün çözüm anahtarı olarak bir tığ yada iğne den yararlanacağız. Ni-hal arkadaş şimdi birinci sınıf çocuğunun eğitiminden tığ yada iğneye işi taşımam belki sizce tuhaf karşılanabilir.ve şöyle düşünebilirsiniz."hoca kafayı yemiş"normaldir.çünkü akıl sağlığının ölçüsü nedir onuda bilemiyorum.Çoğunluğun onayladığı şeyleri onaylamak mı?Onaylamamak mı?Çünkü ben de zaman zaman çevreme baktığımda çıldıracak gibi oluyorum.bu insanlar neden böyle,neden en basit bir durumu sorgulayamıyor çözümleyemiyorlar,diye.neden bu kadar çok insan aklını yoramıyor kendi kendilerine yeterli olmuyorlar?bunları düşündükçe gerçektende onlarla kıyasladığımda akıl sağlığımın yerinde olmadığını oldukça sıradışı olduğumu söyleyebilirim size.Anormal olduğumun farkındayım. Ni-hal arkadaş 1. sınıfların eğitimi zor değil mi?diye sormuşsunuz.Bence zor değil.Haa sadece 1. sınıflar değil bütün eğitim birimlerinin zorluğundan söz edilemez.Şayet eğitimci alana ilişkin yeterli bir donanıma sahipse zorluktan sözedilemez.Ama beni tutupta bu halimle liselerde kimya dersine öğretmen olarak atarlarsa,yetersizliğimden dolayı bu işi beceremem.Yani zorluk yada kolaylık donanımla süreci çözümleyip çözümleyememe durumu ile ilintili bir tartışma.Süreci çözümleme yeterliliği olmayanların akıl sağlıklarını yitirmeleri kaçınılmazdır. 1.sınıf öğretimi için ekstradan bir ücret ödenmiyor.Ücretten vazgeçtim.,ah bu gölgeler olmasa işler çok daha iyi yürütülecek.Kişisel dosyamın hayli kabarık olduğunu söyleyebilirim.Karşı çıkışlarım sebebiyle.benimkisi birazda bir gönül işi.hoşuma gidiyor okuma yazma öğretmek. bir soru sordum günahkar oldum diye düşünmüyorsunuz sanırsam.selamlarımı iletiyorum. |
|
|
|
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 27 Ağustos 2008, 07:44:29 Gönderen: ali efter »
|
Moderatöre Bildir
Logged
|
|
|
|
~~guzel_yurek~~
~~Ç€TiN~~ Fener Bahçe'li
Moderatör
Karma: +8506/-9  
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 3846
|
 |
« Yanıtla #12 : 27 Ağustos 2008, 09:16:31 » |
|
|
| |
|
|
|
Hocam tebrik ederim arkadaşlar bana sorulacak soru bırakmamışlar |
|
|
|
|
~~Eğer bir gün dünyaya ait çok büyük bir derdin olursa,Rabb'ine dönüp "benim büyük bir derdim var" deme! Derdine dönüp "BENİM ÇOK BÜYÜK BİR RABB'İMVAR!" de!~~
|
|
|
**Cihan**
Devlerin Aşkı Büyük Olur. **Cihan**
Süper Moderatör
Karma: +1532/-1  
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 974
|
 |
« Yanıtla #13 : 27 Ağustos 2008, 09:37:25 » |
|
|
| |
|
|
|
Ali Efter öğretmenim sizi yazılarınızdan olabildiğince tanıma gayretindeydim.
Eğitmen olduğunuz ihtimalinide inanın aklımdan geçirmiştim.
Soru sormama gerek kalmamış. Yine aklıma gelen soru olursa sorarım.
Sizi tanımak çok güzeldi.
Sevgi ve saygılarımla. |
|
|
|
|
D e R i N i M S İ N Resimlerin Görüntülenmesine Izin Verilmiyor Resimleri Görebilmek Için Üye Ol veya Giris YapResimlerin Görüntülenmesine Izin Verilmiyor Resimleri Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
|
|
|
|
ali efter
|
 |
« Yanıtla #14 : 27 Ağustos 2008, 18:41:34 » |
|
|
| |
|
|
|
güzel yürek kardeşim ve nihal arkadaş aslında benden yana sizlere teşekkürler.İLgileriniz dahi bir gurur vesilesidir bana.Sağolun varolun. Cihan arkadaş eğitimci olduğumu düşünmüşsünüz.isabetli bir düşünce ancak ben eğitimcilik formatını birçok arkadaşımızın düşündüğü biçimde düşünmüyorum.Yani maalesef bu konuda da aykırılıklarım sözkonusu.Tabi konuyu enine boyuna buraya taşımanın sıkıntıları ortada.Kısaca:ben eğitimci kişiliği diploma ile filan değerlendirmiyorum.Diploması olupta bu işi beceremeyenler olduğu kadar,diploması olmayıpta bu işin piri olanlarıda es geçmemek gerekiyor.Eğitimci olacak kişilerin kendilerini sürekli her koşulda yenilemeleri gerekiyor.Bu yenilenmeyi okul sağlamaz.Tam tersine eğitimci okul dışı olarak kendini yeniler ve yenilendiği biçimle okuluna gider hizmet üretir. Hele hele ülkemiz milli eğitim sistemi ile istenilen biçimde eğitimcilerin hayata hazırlanması da oldukça zor görünüyor.Herkes yetenekleri ölçüsünde tercihlerde bulunmuyor,karnını doyurabileceği alanlara yöneliyor.Yerine göre baytarlar ilköğretim okulu öğretmeni oluyor yerine görede bir müzik öğretmeni diplomasıyla ziraatçı olanlara rastlamaktayız.selamlarımı iletiyorum. |
|
|
|
|
|
|
|
|
*ALeVGöZLüM*
~Koca bir Sevdadir Yasamakta Oldugum ;) ~
Süper Moderatör
Karma: +3099/-1  
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 2725
Varligimi kiymet bilmeyeni yoklugmla terbiye ederm
|
 |
« Yanıtla #15 : 27 Ağustos 2008, 18:48:13 » |
|
|
| |
|
|
|
ali abim haftanin konugu oldugunuz icin tebrik ederim
sorularin cogunlugunu sormuslar
bende kendi sorularimi sorayim 
Hayatin aciklamasi ve manasi nedir sizce?
Sinirlendiginizde gidip kafanizi dinleyebileceginiz yer varmi yoksa sakinlesmek icin ne yaparsiniz?
simdilik bu kadar abim kolay gelsin
saygilar  |
|
|
|
|
Hatalarımız, kaybolan çabalar değilidir.Onlar başarıya giden yolda işaret direkleridir.
Koca Bir Sevdadir Yasamakta Oldugumm
|
|
|
**Cihan**
Devlerin Aşkı Büyük Olur. **Cihan**
Süper Moderatör
Karma: +1532/-1  
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 974
|
 |
« Yanıtla #16 : 27 Ağustos 2008, 20:27:32 » |
|
|
| |
|
|
|
Türkiye'de kaç kişi meslegini icra edebiliyor ki. Hocam yazdıklarınız birikiminiz sizin farklı bir eğitmen olduğunuzu somut şekilde ispatlıyor. Farkınızın farkındayım hocam.
Saygılar. |
|
|
|
|
D e R i N i M S İ N Resimlerin Görüntülenmesine Izin Verilmiyor Resimleri Görebilmek Için Üye Ol veya Giris YapResimlerin Görüntülenmesine Izin Verilmiyor Resimleri Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
|
|
|
|
ali efter
|
 |
« Yanıtla #17 : 27 Ağustos 2008, 20:52:35 » |
|
|
| |
|
|
|
teşekkürler alev gözlüm Sanırsam en zor soruyu siz sormuşsunuz.Epeyce düşündüm. Ben hayatın anlamı ve manası üzerine belki şunları söyleyebilirim kısaca.Şimdi bizler varolduğumuzu biliyoruz.Değişik değişik ortamlarda da olsak yaşantımızı sürdürüyoruz.Biyolojide bir bütün olarak yaşam zincirinin kendisine yanılmıyorsam HABİTATdemekteyiz.Yani algıladığımız herşeyin birbirleri ile karşılıklı ilintisi ve bağıntısı bulunmaktadır.Doğadaki hiçbirşey tekbaşına ilintisiz ve bağıntısız olarak düşünülemez.İnsan da böyledir. İşte tamıtamına bu sebepten dolayı bireyler hiçbir soruna duyarsız kalmamalıdır diye düşünmekteyim.Hayat dediğimiz sürekli bir başlangıç ve süreklibir bitimler bütünlüğüdür.Bu devinim içerisinde insanın başlangıçları kaçırmaması yitenlerle birlikte ortadan kaybolmaması gerekmektedir. Bence en tuhaf cümleler "ahh keşkeee" sözcükleri ile kurulan cümlelerdir.Yitirilenlerin ardından ah keşkelerin kurtarıcı olarak dilimizden düşmemesi anlamsızlık değilse nedir?Yiten yitmiş biten ise bitmiştir.Onların bitiş noktaları aynı zamanda bir başka başlangıçın ilk basamağıdır.Ve bizimde işimize yarayacak olan aslında o basamaktır.Bu söylediğim aslında"pişmanlığın"kendimizden uzak tutulması durumundan başka birşey değildir elbet.Kendi kendisinin farkında olan kimselerin pişmanlıktan dem vurmaları bir tükenişin göstergesidir.Pişmanlık diye birşey olamaz.Pişmanlık eğer aynı süreci başlatıyorsa değer kazanır.Oysa biliyoruz ki olanlar olmuştur,ve tekrarının gerçekleşme şansı ortadan kalkmıştır.
Yaşadığınız sürece sizi tanımlayan,size ait olan,doğaya yada topluma katkı sağlayan özelliklerinizin olması gerekir.Şayet size ait olan herhangi bir özelliğiniz yoksa aslında sizde yoksunuz.Her bireyin hayata bir zenginlik çeşitlilik farklılık katması temel bir koşul olarak düşünülmelidir.Kültür sadece insanların üreteceği değerler toplamıdır.Bu kültürün zenginleşmesi bireylerin çabaları ile doğru orantılıdır.Yani siz siz olacaksınız kendi yerinize düşüneceksiniz yeni yeni değerler üreteceksiniz.Tekrarlamayacaksınız.Tekrarlamak bir katkı değildir yaşama.Yenileştirmez,geliştirmez,güzelleştirmez. Vallahi ben sinirlenince genellikle kalabalık ortamların dışına çıkar.Kendi kendimle hesaplaşırım.Bahçe işleri filan yaparım.Daha çokta çok uzun yürüyüşlerle detaylı sorgulamalara yönelirim zihnimde. Aha bu kadar yeter mi bilemiyorum alevgözlüm |
|
|
|
|
|
|
|
|
İsyankar***
VIP Üye
Karma: +4618/-6  
Online
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 1295
|
 |
« Yanıtla #18 : 27 Ağustos 2008, 21:14:12 » |
|
|
| |
|
|
|
Hocam tebrik ederim.Ve şu anda zor durumda olduğunu biliyorum.çünkü insan kendini anlatırken çok zorlanır.onun için sorum yok.mutlu yaşamlar ve saygılar.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
ali efter
|
 |
« Yanıtla #19 : 27 Ağustos 2008, 21:18:33 » |
|
|
| |
|
|
|
Yahu cihan arkadaş,samimi olarak şunları söylersem inanırmısın bilmem.Bilgi sınırsızdır.Ben hakikaten bu sınırsızlık ortamında kırıntı bile denilemeyecek oranda kendimi yenilemişim.Bunun farkındayım.çok fazla birşeyler bildiğimide zannetmiyorum.kendimi yenilemek için öyle ahım şahım bir çaba filan da harcamıyorum.Sadece yetişmeye gayret ediyorum belki.Oysa aslolan sürecin önüne geçebilmek ve süreci yönlendirmektir.Gelişmeleri iradeden mahrum bırakmamaktır.El uzatmaktır yere düşene,Gerektiğinde dostlarımız için yüreğimizi kendi ellerimizle parçalayabilmek ve bir parçasını onlara verebilmektir.alın alınyaralı yüreğinizi sağaltın diyebilmektir.ben neyim ki bu evrende cihan ben neyim ki arkadaşım allahaşkına..bu toprakların ne fedakar ne çilekeş insanları vardır bizim bilmediğimiz..ne aydınları ne anaları ne yiğitleri ne eğitimcileri vardır.Hem aslında çok fazla birşeyler bile yapmanın bir önemi yok.çoğu kez yaşamın anlamını bilmek bile hatırı sayılır bir katkı sayılmalıdır gün dönümlerine değil mi?.Selamlarımı iletiyorum. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
ali efter
|
 |
« Yanıtla #20 : 27 Ağustos 2008, 21:20:54 » |
|
|
| |
|
|
|
Teşekkürler isyankar kardeş inanın rahatlattınız beni.Hem ben sizler gibide değilim.Klavye kullanmayı doğru dürüst beceremediğimden yazmaya bir hayli zaman harcıyorum.Güzellikle kalın. |
|
|
|
|
|
|
|
|
*ALeVGöZLüM*
~Koca bir Sevdadir Yasamakta Oldugum ;) ~
Süper Moderatör
Karma: +3099/-1  
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 2725
Varligimi kiymet bilmeyeni yoklugmla terbiye ederm
|
 |
« Yanıtla #21 : 27 Ağustos 2008, 21:26:24 » |
|
|
| |
|
|
|
tesekkür ederim abim sizi yordum bu kadar sorularim hayatinizda hep huzur saglik ve mutluluk diliyorum  |
|
|
|
|
Hatalarımız, kaybolan çabalar değilidir.Onlar başarıya giden yolda işaret direkleridir.
Koca Bir Sevdadir Yasamakta Oldugumm
|
|
|
İsyankar***
VIP Üye
Karma: +4618/-6  
Online
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 1295
|
 |
« Yanıtla #22 : 27 Ağustos 2008, 22:10:15 » |
|
|
| |
|
|
|
Hocam önemli olan klavyeyi iyi ve pratik kullanmak değil.önemli olan klavyenin tuşları ile güzel bir şey vermektir güzelliği sunmaktır.ve bunuda siz çok güzel yapıyorsunuz.Emeğinize ve yüreğinize sağlık. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|